Pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2016 Perşembe

KEŞKE SENDEN NEFRET EDEBİLSEYDİM | LUCY CHRISTOPHER *KİTAP YORUMU*


Yeni kitap yorumuyla yine beraberiz :) 
Eski hızıma ulaşamasamda umarım yakında tekrar burası yorum dolacak . Neyse gelelim konumuza üstte gördüğünüz tanıtım filmli Keşke Senden Nefret Edebilseydim kitabını okumuş ve bitirmiş bulunuyorum.

Bu kitabın yorumu için bir kaç hafta bilinçli bekledim . Çünkü bende gerçekten ne hissettirdiğini ve nasıl bir yorum yapmam gerektiğini malesef bilemedim. 

Kitap PEGASUS YAYINLARI imzasıyla bizlerle buluşmuştur. Kalitesi ,çevirisi ,puntoları vs. özellikler olarak benden tam puan alan bu kitap konu olarak da üzerimde çok farklı bir etki bıraktı . AMA ! işte bu ama kısmı bende ki en önemli nokta. İlk sayfalar '' Konuya bak inanılmaz '' diyerek bitmesin diye dua ettiğim kitap gerçekten son 70 sayfa bitmeyerek bana bunu yaşattı. 
Finali bakımından hala Ty'in sonu şimdi ne oldu . Aşık oldular mı? Kız şimdi napcak? Aile? 
gibi deli sorularla başbaşa kaldım.                                                                                                           

 Gelelim konuya,
Ty , gerçek dünyanın sahteliğinden bunalmış bu sebepten dolayı kendini dogru tabirle berduş bir hale getirmiş genç bir beyfendidir.  Şans eseri karşılaştığı bir parkta gördüğü Gemma'ya kafayı takar ve onu ailesiyle tatile giderken kaçırır ve yıllarca planladığı bu kaçırma planı için kurduğu çöl gibi bir yerde mahsur tutar. Onu burada mutlu edebileceğini , insanların sahteliklerinden , Gemma'nın ailesinin sevgisizliğinden kurtardığını sanır ancak Gemma her boş anda kaçmaya çalışır. Daha sonra Ty 'ın Gemma'ya karşı hiçbir farklı yaklaşımının olmaması gün geçtikçe bizim kızımızda güven oluşturur. 

Kendisini bir anda deve yakalarken ve deve egitirken bulur ( bu süreç o kadar uzundu ki böyle kısa anlattığıma bakmayın . ''Eh! artık çöl hayatına uyumlu ol '' dediğim anlar olmadı değil. ) Kitabın dili mektup formatında olsa da bunu finale kadar anlamanız çok zor eğer bunu bilmezseniz.                                                                                                                                                                                        Her cümle ''bana bunu demiştin . Sabah yüzün böyle görünüyordu. '' diye devam eden bir kitap okuduğunuzu hayal edin :) 

Kitabın yer yer gerçekci yanları da yok değildi özellikle ilk 100 sayfa kendinizi içinde hissedebileceğiniz kadar bilgi ve detaylar mevcuttu.

Sonuç olarak bir puanlama verseydim kesinlikle 5 /2 verirdim. 
Bir sonraki Pegasus kitabında beklentisi çok yüksek olan okur...



10 Şubat 2016 Çarşamba

MUCİZE (WONDER) / R.J.PALACIO KİTAP YORUMU

Hayatımda pek çok kez kitap incelemek için gittiğim D&R'da ilk kez 1 kitabı baştan sona okudum ve bitti . EVET ! yanlış duymadınız kitabı elime aldım amacım incelemekten fazlası değildi ancak başlamamla kitabın son sayfasını kapatmam aynı saniyede oldu .

Bu seneki Tüyap da neredeyse 2 saat dolanıp evime döndüğüm için alışveriş yapmasamda aklımda alınacak kitaplar Top 10 'da Mucize vardı. D&R 'a gittim ve dur bakalım kitabın dili nasılmış diye düşünürken hoooooop... sadece 1.5 saatte 333 sayfa ellerimde su oldu gitti. Kitabı bitirdiğimde öyle  aşırı beğeniler beslemedim . Çünkü bazı yerler fazla yalın geldi buda Kördüğümhayaller bloggerı sevgili dostum Melo'm sayesinde bana açıklandı. AMAÇ HER YAŞTAN İNSAN OKUSUN ÖZELLİKLE ÇOCUKLARA DERS NİTELİGİ TAŞISIN. dedi :) O zaman 10 üzerinden 7 vereceğim bu kitaba acımasız yaklaşmadan 10 üzerinden 8,5 vermeye karar verdim.

Çok araştırmadan okumak böyle yanlış anlamalara sebebiyet verebiliyormuş :) Gelelim kitabımıza demeden önce mutlaka bir arka kapağını okumanız gerek diyerek  hemen sizinle paylaşıyorum .




ARKA KAPAK YAZISI


Kaderinde Sıradışı Olmak Varsa Sıradan Kalamazsın…
Merhaba, adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur.
August (Auggie) Pullman yüzünde fiziksel bir bozuklukla doğduğu için, normal bir okula gidemiyordu… şimdiye kadar. Yakında Beecher Ortaokulu'nda beşinci sınıfa başlayacak ve ömrünüzde bir kere bile "yeni çocuk" olduysanız, bunun ne kadar zorlu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Dondurma yemek ve Xbox'ında oyun oynamak gibi sıradan şeyleri seven Auggie aslında sadece sıradışı yüzü olan, sıradan bir çocuk. Peki, yeni sınıf arkadaşlarını, görünüşünün ardında kendisinin de onlar gibi olduğuna ikna edebilecek mi?







Kitaba başlar başlamaz klasik yazarların detay anlattığı romanlardan farklı olarak bu kitapta August'un hiç bir şekilde yüzüne ait bozukluklar net olarak verilmemişti. Ara ara yer verilen ''gözleri kocaman '' ''gözleri yanaklarında'' ''yüzü yangında yanmış gibi'' terimleriyle tamamen sizin kafanızda canlandıracağınız bir August var karşınızda.

Sadece 10 yaşında dünyaya gelen ve daha doğar doğmaz yüzündeki bozukluk yüzünden doktorunu bile bayıltacak kadar şanssız bir çocuktur . Ablası Via ve ebevynleri gayet sağlıklı olsa da o bu dünyaya pek çok insana göre kusurlu yada eksik gelmiştir. Ailesinin desteği ile ona göre sağlıklı çocuklarla okuma düşüncesi ilk başta Auggıe için sorun olsa da işte asıl maceranın içine düştüğü noktada burasıdır.

Jack Will ,Summer ve daha pek çok etkileyen arkadaşlar ile Auggienin hayatı değişir .

Ablası Via'nın ergenlik dönemi evresi ve aşka bakışı , ailenin arada kalmışlıkları ve Auggie nin kendini kanıtlama çalışmalarıyla birbirini tamamlayan ve su gibi akmasına sebep olan bir kitaptı.

August'un arkadaş olarak tutunmaya çalışmaları; arkadaş olduklarının ise onlarla dalga geçen çocuklar yüzünden August ile görüşmedikleri anları okumak kabul ediyorum ki çok zordu.

Via 'nın ağzından August , Summerin ağzından August ve en çok bende yeri olan Jack'in ağzından August bölümlerini okumak harikaydı
Üzülüyorsunuz çünkü kendi evladınız , kardeşiniz hatta kendiniz olsanız onun kadar güçlü olabilir misiniz ? bilmiyorsunuz.


5 üzerinden;


Bol Keyifli Okumalar dilerim.
Yeni kitap yorumunda görüşmek üzere :)

14 Mayıs 2015 Perşembe

MUCİZELER YAGARKEN / KRISTIN HANNAH KİTAP YORUMU - NE ? NASIL ? ŞAKA YAPIYORSUN ! DEDİRTEN BİR KİTABA HOŞ GELDİNİZ. O HALDE BUYRUN YORUMA :)

 ARKA KAPAK YAZISI

Bazen bağışlamak, umut etmek ve mucizelere inanmak gerekir… Hayatının en büyük ihanetine uğrayan, terk edilen ve çok zor bir yıl geçiren Joy Candellaro, Noel yaklaşırken hep hayalini kurduğu maceraya atılmaya karar verir. Kimseye haber vermeden bir uçak bileti satın alır ve hiç tanımadığı bir şehre doğru yola çıkar. Fakat beklenmedik bir şey olur ve Joy kendini bir anda büyülü yağmur ormanlarının yakınlarında, muhteşem bir gölün kıyısında yer alan bir balıkçı kulübesinde bulur. Kulübede yaşayan küçük Bobby, yakın zamanda kaybettiği annesinin acısıyla başa çıkamamaktadır. Yalnızca hayalî arkadaşıyla konuşan küçük çocuğun babası Daniel da oğluna yardım edemediği için acı çekmektedir. Joy ikilinin hayatına tesadüfen girerek onlara yollarını bulmalarında yardımcı olur ve böylece aralarında güçlü bir bağ kurulur. Joy eski hayatını geride bırakıp bu yeni dünyanın bir parçası olmak istediğini fark eder. Fakat bu gerçek olamayacak kadar güzel atmosferde yanlış bir şeyler vardır. Joy hayallerle gerçeğin arasında bocalarken umudun peşinden gitmeyi seçer ve bir mucizeye tanıklık eder.
“Mutluluk aşılayan, umut verici ve çok romantik bir hikâye…”  Hartford Courant
“Kristin Hannah’nın şimdiye kadarki en iyi kitabı.”  The Columbus Dispatch
“Hannah kalbinizin en derinlerine dokunacak.”  Rendezvous
“Bu dokunaklı ve duygusal hikâye kalbinizi ısıtacak.” Romantic Times

Joy Candellaro; hayatının en büyük acı günlerini büyük aşk ile evlendiği kocası ve biricik kız kardeşi yüzünden geçirmekteydi. Filmlerde olabileceğine inandığı her şey tek tek Joy'un başına gelmeye başlamış ve altından kalkamayacağı bir psikolojiyi yaşamaktaydı.

Kız kardeşi biricik kocasına aşık olmuş ve buda yetmezmiş gibi Joy'un hayalini kurduğu bebek özlemini  şimdi kardeşi gerçekleşmişti. Hem kocasını hemde bebeğini almış buda yetmez gibi afdiliyordu. Joy daha fazla bunları yaşamamak hatta yaşanan yeri de terk etmek için havaalanına gittiğinde bir anda gördüğü tek uçak seferi bulunan ve birazdan kalkacak olan uçağa atlayıp nereye gittiğini bile bilmeden uzaklaşmaya karar verir.

Uçaga bindiğinde yaşadığı karmaşık düşünceler ve hala kardeşini affedebileceğinin düşüncesine kendini ikna etmeye çalışırken bir anda uçağın düşmesiyle Joy asıl macerasına doğru sürüklenir.
Ancak asıl hikayemiz burada başlar .

Ölmüş olan annesinin sesiyle kendine gelen Joy pes etmez ve birazdan yardıma gelecek olan ekibin onu bulmasını istemediği için bilmediği yolda hızla ilerler. Tek isteği ihanete uğramasına neden olan kardeşinin Joy'un öldüğünü düşünüp pişman olmasını istemesidir.



 Uzun yolları bitiren Joy sonunda yağmur ormanlarının içerisindeki eski otele girer ve minik Bobby ile karşılaşır

Bobby yakın zamanda annesini kaybetmiş ve babasıyla yaşayan ancak babası ile düşman gibi geçinen bir çocuktur. Yaşadığı travmalar sebebiylede hayali arkadaşlar edinmiş ve kendini hayattan ebediyen uzaklaştırmıştır. Joy bir kaç gün için girdiği bu eski otelde kendi yaralarını unutup Bobby ve Daniel (babası) arasını yapmak , en çok da Bobby'i iyileştirmek için mücadele vermeye başlar.   Daniel ilk zamanlar bu yardımı red etsede gün geçtikçe Joy 'u kabullenir.Şimdi diyorsunuz ki eee tüm kitabı anlattın ne kaldı ki :)
Kitabımız size resmen büyük bir tokat indiriyor buradan sonra.. Son 15 sayfayı ne ? nasıl ? şaka yapıyorsun ? diye okumaya hazır olun . !


Şimdiden keyifli okumalar :)


**Şimdi Spoilerle bölümlere geçelim kitabı okumayanlar SAKIN aşağıya bakmasın **

Kitaba ilk başladığımda asla tahmin edemeyeceğim bir finaldi benim için. Bittiginde beğendim mi ? Begenmedim mi ? diye sormadım da değil. Ama vardığım kararla Begenmişim. Çünkü bu bir mucize.
Joy'un uçakta aslında yara alması ve ruhunun Bobby'i bulması... Daniel'in görmeden sırf oglu için Joy'un varlığına inanması ve varmış gibi davranması.. Bilmiyorum ama pek çok yazar bunu denese bu şekilde içimde tebessümler bırakarak yazamazdı.

Kısacası bence Kristin Hannah kalemine sağlık demekten başka bir şey bırakmadı .

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere *.*

4 Eylül 2013 Çarşamba

Aynı Yıldızın Altında - John Green Yorumum.. Agladım mı ? Hayır ! Ama bir çok anım canlandı hafızamda.

NOT : Bu yorum kitabı okuyanlar için tekrar yaşamak ; okumayanlar içinse merak duygusunu verebilmek için bir çok görsel resimlerle süslenmiştir :) Keyifli okumalar dilerim şimdiden 

Kitabın Bende yarattığı etkiyle ojelerime de yansıması :) 











Aynı Yıldızın Altında kitap Yorumum 
Uzun zaman Facebook , İnstagram gibi sosyal paylaşım sitelerinde tanıtımını , okuyucu yorumlarını ve bir çok görselini gördüğüm Aynı Yıldızın Altında kitabını kendime dogum günü hediyesi olarak aldım. Kanser üzerine sayısız kitap okudum ve neredeyse hepsinde agladım ama Aynı Yıldızın Altında kitabı malesef beni aldatmadı ama yaşadığım geçmişteki anılarımı onkoloji bölümü hastalarını hatırlattı. Okurken Hazal'in böylesine ölümden korkması ise bana birini hatırlattı. Anlayacağınız aglamadım ama içinde fırtınalar kopmadı değil. 


Hazal Grace ; 16 yaşında ve ölümün onun kapısında beklediğine kendini inandırmış bir kanser hastasıdır. Ailesinin zorlamasıyla gittiği Destek Grubunda kendisi gibi kanserli çocuklarla beraber zaman geçirmekte ve hergün bunu bir ızdırap gibi görmektedir taki Augustus Waters ile tanışana kadar. Augustus 'da eski kanser hastalarından. Destek Grubunda genellikle kanser hastalarına desteginden dolayı sevilen biri ve tek ayagıda protez. Engellerine ragmen hayata delice sarılan bir çocuk. Hazal'i görmesiyle aşkın kaçınılmaz yakınlıgına kendini bırakır. Hazal ile sevdikleri kitaplardan bahsederler okurlar ve yakınlıkları böylece ilerler taki Hazal'in verdiği kitap sona ulaşmadan bittiğini görene kadar. Hazalin en büyük dile kitabın yazarına kitap hakkında sorular sorabilemektir ve Augustus bu dilek için cabalar başarır.! Hazal , Augustus ve Hazalin annesi AMSTERDAM 'a giderler.

Yazarın organize ettiği üzere otele yerleşirler ve Augustusla Hazal harika bir yemek yerler. El ele sokaklarda gezip birbirlerine daha da baglanırlar. Büyük gün gelir ve yazarla tanışırlar ancak adam Hazal'i görünce cıldırır . Kanser hakkında agır cümleler kurar . Bu macerada burada son bulur. Eve dönmeden Anna Frankın evini ziyaret ederler.


Kitabı anlattığımı düşünüyorsunuz değil mi ? Hayır ! Kitabın buradan sonra öyle bir sırlar öyle bir acılar yaşatıyor ki nasıl oldu bu kadar hızlı son buldu diyorsunuz . Augustus'un Hazal'e söylemedigi sırrı, Hazal'in Augustusa kalbini nasıl açtıgı , Yazarn büyük sırrı ve yazdıgı kitabın sonu .. Destek Grubunda ki Isaac'ın kör yaşamı.. Aklınıza gelebilecek herşey işte Amsterdam dönüşü oluyor.


Kitaptan Alıntılar

Patrick ''Augustus, grupla korkularını paylaşmak ister misin? '' diyene kadar konuştuk.
''Korkularımı mı ?''
''Evet.''
''Unutulmaktan korkuyorum.'' dedi bir an bile duraksamadan.

"Savaşacağım. Senin için savaşacağım. Sen beni merak etme, Hazal Grace. Ben iyiyim. Daha uzun süre buralardayım ve seni rahatsız etmeye devam edeceğim."






''O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum. Önce yavaş yavaş, sonra bir anda.''
“Bu dünyada incinip incinmeyeceğine dair seçim yapma şansın yok ancak seni kimin inciteceğini seçebilirsin.”
"Ah Hazel Grace, hiç sorun değil. Kalbimin senin tarafından kırılması bir onur olurdu."
"Sayılı günler içinde bana bir sonsuzluk verdin."
''Nostalji kanserin yan etkisi,'' dedim.
''Hayır, nostalji ölmenin yan etkisi,'' diye karşılık verdi.


''Beni tanımıyorsun bile '' dedim. Konsolda duran kitabı aldım. ''bunu bitirdiğimde seni arasam olmaz mı ?''
''Ama cep telefonu numaram sende yok'' dedi.
''Kitabın içinde yazdığından şüpheleniyorum.''
O şapşal gülümseme yüzüne yayılıverdi. ''Bir de birbimizi tanımıyoruz diyorsun.''

Keyifli okumalar Dilerim