Kitaplardan Alıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplardan Alıntılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2017 Perşembe

MERAL KIR II AŞKIN KOKUSUNU ALDIM KİTAP YORUMU


Herkese Selammmmm 😍

Yine günlerden bir gün bana kitap yorumu yaptıran kitaplardan biri olan Meral Kır ; Şubat ayımın en sevdiğim, okumaktan büyük keyif aldığım romanlarımdandı.

Bir kitap da en sevdiğim ve beni bağlayan şeyler kesinlikle içinde kendime ait bazen söz bazense olaylarla karşılaşmamdır. Aşkın Kokusunu Aldım kitabında sık sık not aldığım sözler ve yeri geldiğinde işte tam bende böyle olmuştum diyip gözlerimdeki buğulanmaya hakim olamadığım anlar oldu.

Yazarı arayıp resmen beni anlatmışsın peki neden başrolümüzün adı Buse değil diyip trip atmadım da diyemem 😀


İlk önce sizlere biraz başrollerimizi anlatmak sonra spoiler vermeden kitabı tanıtmak istiyorum.


BARIŞ DAĞLI


Yetenekli bir futbolcu olan Barış Dağlı geçirdiği bir olay sonucunda bacağındaki sakatlık antrenör olarak hayatına devam etmesine neden olur.

Tek varlığı kardeşi Fırat'tır ancak aile içinde kimseye söyleyemedikleri büyük sırları yüzünden kardeşi ile de yakınlıkları zorunlu konuşmalar dışına çıkamamaktadır.
Aşk mı?
Bir kere aşkı tadan bir adam bir daha aşık olabilir mi?





''Aşktan kaçmaya çalışmak,yağmurun altında koşmak gibiydi. Aslında hızlandıkça daha çok ıslanırsın ama sen bunu ancak sırılsıklam olduğunda fark edersin.''





Serra Sancaktar 



Sancaktar ailesinin ablası , sivri dilli hatta yer yer  bir Asya kadar başına buyruk. Kitabı okurken ''ben bunu yapamam, konuşamam alacacağım cevaplardan korkarım  '' dediğiniz yerlerde gidip akıllı cevapları ve gururlu duruşuyla herkesin olmak istediği bir kadın.

İnsanların gördüğü Serra Sancaktar aslında hiç kimsenin bilmediği sırlarla dolu bir genç kadın.





Hayatımda ilk kez bir kitabı okurken deli gibi spoiler vermek istememiştim. Bu kitap baştan aşağı şuan ''Biliyor musunuz Barış 'ın en büyük sırrı buuuuuu! Hele Serra naptı biliyor musunuz ? İşte bunuuuu! '' diyip buram buram spoiler dolu dedikodu dolu bir yorum girmek çok isterdim. 
Ama bunu yapmak kitaba hele hele böyle bir kitaba ihanet gibi olur bu yüzden az spoilerla ve aşağıda oluşturacağım spoiler bölümüyle en iyisi  bu konuyu halletmek diye düşündüm. 

* Kitapta ara ara geçmiş ve günümüz ilişkilerinde ; Barış Dağlı'nın anlamsız terslemeleri ve yarğısız imfazlarına sinir olacaksınız.Ancak geçmişten verilen küçük detaylarla da bu siniriniz geçmeyecek çünkü eee! Ne güzel yetenekli işte , eee! ne güzel aşık işte diyip çıkmazlara gireceksiniz. Ancak Meral Kır yazar böyle mi bırakır .Tabiki HAYIR! yüzüme tokatlar indi desem yeridir.
Yaşamını tek bir kadına yani Tuba'ya bağlamış genç bir adam, futbol konusunda da yeteneğiyle hızla yükselmektedir. Zaman geçer,hatta yıllar geçer koca aşkından bir hiç , güvendiği ailesinden geriye de sadece Fırat kalır. Birde kız kardeşi yerine koyduğu Dilan...Futbol kariyeri mi işte oda koca hiçlerin arasındaki bir diger hiçtir. Geçirdiği bir kaza sonucu hem kariyerini hemde  biricik kardeşi hayata tutunma sebebi Fırat ile aralarına kocaman bir buz girer.


Serra Sancaktar; başarılı bir mimar ve ailesinin adını hiç bir koşulda kullanmayan genç bir kadındır. Fırat ile yakınlığı beraberinde bir çok belaya sürüklesede, Serra için Fırat ''yanında susabileceği tek adam'' olarak  hep özel bir yere sahiptir. Her ne olursa olsun Fırat'ı hayatından çıkarmayı göze alamaz. Aralarındaki yaş farkından doğan söylentileri de Fırat'ın abisi Barış hayatına girene kadar da umursamaz. Ancak Barış onu öyle bir çıkmazlara sokar ki başını bırak sözlü olayları daha nice belalara sürükler.

Barış'ın takımından Suat'ın aniden ölümüyle Fırat ve takımın koçu Hakan'ın başı büyük bir belaya girer ve bu bela hergün yeni olayları peşinden getirir.
Peki bu Barış ve Serra nasıl aşk sözleri söylüyor birbirlerine derseniz kitabın başında yok canım kardeşi Fırat'ın sevgilisine mi Barış aşık diyip saç baş yolsam da bu kısım kitabın asıl büyük spoilerı. 

Ne demişler Çıkın Çıkın Gelin Bende diyorum ki Alın Alın Okuyun😀😍


Şimdi gelelim okuyanlar ile yapacağım dedikodu kısmına .
LÜTFEN KİTABI OKUMAYANLAR AŞAĞIDA YAZANLARI OKUMASIN DİREK SPOİLER İÇERİR.

Sevgili Meral Kır okuyucuları eger şuan burada yazdıklarımı okuyorsanız sizlerde bneim gibi bahsedeceğim sahnelerde Aman Allah'ım ! diyip kalbinizi tuta tuta okumuşsuz demektir. 

Başta yukarıda bahsettiğim gibi hiç anlayamamıştım Fırat'ın sevgilisi Serra'yken nasıl Barışla olurlar diye .Meral Kır böyle bir şeyi nasıl yazar diyip hatta öfkelenmedim değil. Ama işte o Meral Kır böyle şeylere dikkat eder ve anlamsız sosyal mesajlar verip prim peşinde koşmaz der ve bir daha kalemini taktir ederim. 
Barış'ın Tuba'sını ilk önce hepimiz Serra'nın ofisi bastığı sahnede yolmak istedik sanırım. O kız kim ki bizim Serra'mıza sen 2 kardeşi idare ediyorsun hatta baba oğul'u der. 
Hele Hele Fırat'ın Barış'ın oğlu olması annesinin ise böylesi günlük bir kadın olması benim için Fırat'ı çok özel kıldı ve Fırat adı geçen her cümle kalbime bir ayrı dokundu diyebilirim.
Bir diğer özel sahnelerimden biride Serra'nın kaçırılıp kaybetti bebeğine veda sahnesiydi gözlerimdeki yaşlara engel olamadım desem yeridir.  Her bir cümle gözümde canlandı ve eşsiz bir hal aldı belkide bu yüzden. Hele o kitaptaki cümlelerin gidişi yok mu su  gibi ... Kitap Serisini her ne kadar doğru düzende okumasamda karakterleri Aylardan Aşk sebebiyle tanıyor olmam da bu kitaptaki yer yer Mehmet'in tutumlarına hak vermemi sağladı yoksa o Mehmet'in Serra'yı bu kadar kollaması sinirlerime dokunmadı değil.
Bu arada en çok şunu fark ettim ki Yağız ,Tanem ,Doruk ,Asya sizi çok özlemişim çocuklar.  Bu isimleri görünce yıllarca görüşmemiş dostuma kavuşmuşum gibide bir mutluluk oldu içimde.

Kesinlikle büyülesiydi. Ancak buradan yazara sesleniyorum kesinlikle Fırat 'da ayrı bir kitap olmalı.

Keyifli okumalar dilerim, Umarım bu uzun yorumdan dolayı sıkılmamışsınızdır.
Bir sonraki yorumda buluşmak üzere 😊

6 Ağustos 2013 Salı

İlham kaynağım ''Her KALP KENDİ ŞARKISINI SÖYLER '' ile süslendim püslendim :)


                              Kitaptan bir alıntıyla başlamak istiyorum postuma ..

Bu post hem kitap hakkında bilgi hemde yeni nail artımın geliş sebebi ..

Kitap beni işte bu alıntı ile kendine bagladı. 

 ... çünkü sadece, bildiklerimizi görürüz. Hem iyilik hem kötülük alanında kendi yapabileceklerimizi, karşımızdakine yansıtırız. Sonra sevgiyi en önce, kendi yarattığımız bu görüntüye uyan şeyler olarak tanımlarız. Kendimiz, sevdiğimiz gibi sevilmek isteriz. Başka türlüsü bizi rahatsız eder. Şüphe ve kuşkuyla karşılık veririz. Dili anlamayız. Suçlarız. Karşımızdakinin bizi sevmediğini iddia ederiz. Ama belki de bizi sadece, bizim anlayamadığımız kendine özgü bir biçimde seviyordur.

Ve benim nail artım işte bu sözleri okurken yapılmaya başlandı :)


''Hayat , mutlulukla üzüntünün birbirine ayrılmaz bir şekilde geçmiş olduğu , bilmecelerle dolu bir hediyedir. Biri olmadan ötekini yaşamaya çalışan, başarısız olmaya mahkumdur. ''
Kitapta geçen her söz siz istemeseniz de sizi alıp götürüyor ve bir bakmışsınız okurken yetmiyor kitap kapağındaki çizgiler Tırnaklarınıza yansıyor :)


''Dünyada , iki ayağı üstünde sapasağlam yürüyenlerin anlamasına imkan olmayan bazı şeyler vardır. İnsanların gözleriyle gördüğünü, mesafelerin adımlarla aşıldığını sanıyorlardı. ''


''Kalbimin atışını son duyuşumdan bu yana 5894 gün geçti. Bunun kaç saat , kaç dakika olduğunun farkında mısın? Şarkı söyleyemeyen bir kuşun , açamayan bir çiçeğin ne kadar yoksul olduğunu , sudan çıkan balığın sefaletini bilir misin ? ''



Sizce de kitapta ki her söz insanı içine çekmiyor mu ? Bence bu kitabı okumam da bu kitaptan etkilenip bu nail artları yapmamda harika sonuçlar dogurdu :)

Beni muhteşem bir duygu yogunluguna büründüren kitap , Harika tırnaklarla insanların dikkatini çekmeme de neden oldu :) 



Kolay Gelsin :)


14 Mayıs 2013 Salı

İlker Balkan - Tufanda Aşk Ezgileri kitabından ALINTI !!

***
Ellerini avuçlarımda hissetmek ve senin sesini duymak istiyorum yalnızca. Yanımda olmanı istiyorum. Beni düşündüğünü , benim yanımda olduğunu hissediyorum ama bu , duyduğum özlemi körüklemekten başka bir işe yaramıyor.

***

Birini sevmenin en zor yanı, karşındakinin hislerinden asla yeterince emin olmamaktır.


***



Kitabı okurken kulağımda nedense bu piano sesi gitmedi..

25 Nisan 2013 Perşembe

İskender Pala - Şah & Sultan


Ben bu kitabı almadan önce hep İskender Pala kitabını çok ağır bir dille yazıyor okuyamam bana ağır gelir diye düşünerek ön yargılarda bulunuyordum .Sonra kitapçıda kitabın ortasından bir kısmı okudum ve dünya güzeli olarak bilinen bir kadının aşkı tarifine vuruldum ve benim olmalı bu kitap dedim aldım :) Ahh ne iyi etmişim alarak :)

Gelelim kitabımızın ne anlattığına ;
Bu kitapta Müslüman Müslümanı , Kardeş kardeşe nasıl kıydığına .. Kızılbaşlılık ve Sünnilik kavgasında Müslümanlığın parçalanmasına..Şahın eşleri arasındaki mücadeleye şahit olunuyor ve bu kısımlar bu kadarda olamaz dedirtiyor ..Sultan Selimin Devrini konu alan bu kitapta Selimin Sunnilik yolunda hırsına hiç düşünmeden milyonlarca cana nasıl kıydığına şahit olup tamam iyi yaptın hoş yaptın da kardeşle kardeşe Müslümanla Müslümana nasıl kıydın demeden edemedim .. Taçlı Sultan ah Taçlı Sultan Ömer'in (Selil'in) ; gözbebeği , onun uğrunda canını tereddütsüz verebileceği kadar seven ilk aşkı .. Şah'ın ; Tüm Tebriz'e söz geçirip bu dünya güzeli Taçlı'ya hakim olamayan eşi olmasına rağmen ellerine dokunamadığı karısı.. Sultan Selim'in; gördüğü an vurulduğu Taçlı'nın düşmanın eşi olmasına rağmen vurulduğu ölümde bile taçlı diye öldüğü sevdiği... Kamber Can'ın ; efendisi , aşkı , vazgeçilmezi , beklediği , özlediği her şeyi .. 

Ah bu kitap anlatılmıyor bile ya hele finali benn hayatımda böyle final görmedim Resmen gece beni 1 saat uyutmadı vay beee vayy beeee dedim :D Neyse uzatmayayım güzel kitaptı ne güzeli dehşet bir kitaptı ..



Yazarımızı da tanımadan geçmeyelim 
İskender Pala kimdir ?
08 Haziran 1958 Yılında Uşak'ta doğdu. Cumhuriyet İlkokulu ve Kütahya Lisesi'nde öğrenim gördü. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. 1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında doçent ve 1998 yılında profesör oldu.
Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalıştığı yıllarda Osmanlı Deniz tarihiyle ilgili araştırmalarda bulundu ve bir kısmını kitaplaştırdı. Divan edebiyatının halk kitlelerince anlaşılabilmesi için edebiyat ve sanat dergilerine yönelik vulgarize denemeler, hikayeler, fıkralar ve  edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı.
"Divan Şiirini Sevdiren Adam" olarak tanınan İskender Pala, İstanbul Kültür Üniversitesi'nde öğretim üyesidir.

Ödülleri

1989 - Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü
1990 - AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü
1996 - Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü
2001 - Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü, YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü
2003 - "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" Yılın Romanı Ödülü


Kitaptan bir kaç alıntı vermeden de geçmek olmaz :)

Ben gülmenin sevgiyi arttırdığına o günlerde inandım. İnsanlar birbirlerine gülüyorsa aralarında nefret, birbirleriyle gülüyorlarsa aralarındaki sevgi çoğalıyordu.

***
Ben sevginin ne olduğunu hiç durmadan anlamaya çalışıyorum. O benim için bazen ruhta parlayan bir güneş oluyor; bazen o güneşte görünen ruh.Yani o henüz açıklanamayan bir şey. Hani şöyledir, böyledir denilemeyen bir şey.İnsan onu ancak hissederse tanır.
***
Tavsiye ederim:) Keyifle okuyun 

3 Nisan 2013 Çarşamba

Canan Tan - Piraye kitabından alıntı

Canan Tan - Piraye kitabından Alıntı ..

Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın. Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım.

                                                       

Bir kez daha tek başınalığa mahkum olmaya isyanım var, İki çıktığımız yolda yalnız yürüyecek gücüm yok benim..
                                                                            


Piraye ve diğer tüm Canan Tan kitaplarına aşık bir okur olarak bu Alıntıyı paylaşmaktan onur duyarım :)

11 Şubat 2013 Pazartesi

Alıntı


Yayınevi: Ephesus Yayınları
Yazar : Heidi Betts
Kitap: Bir Yumak Aşk

Üçlemenin son kitabından Tatlı bir alıntı..

“Hey Ronnie, benim, Grace. Sadece randevunun iyi geçtiğini söylemek istedim. Terapide kat etmesi gereken epey bir mesafe var ama doktoru iyimser. Tabii birilerinin tüm seanslarına gittiğini ve evdeki idmanlarına devam ettiğini sürekli takip etmesi gerekecek. Bu şanslı kişinin kim olduğunu sanıyorsun? İyi bildin: ben! Yani sana bir teşekkür edeyim diye aradım.” Sözlerini, tepeden bakan bir tavır ve
 alayla söylüyordu Grace. “Beni bunlara bulaştırdığın için. Eğer sonunda Zack’i öldürmek zorunda kalırsam, senden kefaletimi ödeyip beni kurtarmanı bekleyeceğimi bilmiş ol. Eğer Zack beni öldürürse de, cenazemde ağlamanı rica ediyorum. Hem de çok ağlamanı. Mendili burnunda nasıl tutacağını, hıçkırıktan boğulacak kadar nasıl ağlanacağını, vicdan azabının sonucu akıl yitiminin neye benzeyeceğini daha sonra ayrıntılarıyla anlatırım, olur mu?”

BİR YUMAK AŞK
Syf.100