Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2014 Perşembe

Belalı Düğün-Jamie Mcguıre Kitap Yorumum... Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'dan sonra bomba gibi bir finale hazır olun :)




 Belalı Düğün - Jamıe Mcguıre
     Arka Kapak Yazısı

Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 


Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? 
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!

(Tanıtım Bülteninden)



Kitap Yorumum 

Tatlı Bela ve Ayaklı Bela kitaplarıyla başıma bir bela gelsin ve adı Travis olsun diye isyan ederken şimdi ellerimle Travis'i damat etmenin vermiş olduğu gurur ve üzüntüyü sizlerle paylaşmadan yapamayacağım :) 
Kitap Travis'in aşkına tanıklık edebileceğiniz en harika kitap denilebilir. Ayaklı Bela ve Tatlı Bela kitapların da bulduğunuz çeviri ve edisyon hatalarının hiç 
mevcut da değil . Tam bir al , oku, aşık ol .. 


Kitaplarından biri ...biri 

''Galiba tatlı bela tatlı bir düğüne dönüştü ...'' 
''Bazen mucizeler gerçekleşiyor.''
syf:146


Kitap ayraçlarından bahsetmem gerekirse yine müthiş yine beni benden alan ve kitapla ancak bu kadar uyumlu olabilir diyebileceğim bir çalışma.


''Benimle olmayacağın hiç bir yerde olmak istemiyorum. Ben buyum ve seninleyim.''

Artık çok bekletmeden kitabın içeriğinden bahsetsem iyi olacak. Belalı düğün kitabımız Ayaklı Bela da kaldığımız yangın sahnesinden başlıyor. Travis suçlu olarak görünenlerden bir tanesi ve Abby napması gerektiğini bilemez bir halde kalır. Travis'i bu işten kurtarmanın tek yolu ise elinde o gün orada olmadığını kanıtlayacak güçlü belgelerden başka bir şey değildir. Bu yüzden bir anda ''Evlenelim ''diye atılır Abby... vede okuyanlar bilir Las Vegas da ! 


''Bu işe yarayacaktı . Evlenecektik, Travis'in orada olmadığına dair bir tanığı olacaktı ve herşey yoluna girecekti.
Off. Tanrım.
Lanet olsun.Kahretsin.
Ben evleniyordum.''

Hemen uçakla yola koyulan çiftimiz Abby'nin korkuları ve Travis'in yangından dolayı içinde bulunduğu suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışmasını okurken yüreğiniz burkulacak.  Kim Travis gibi bir erkekle evlenmek istemez ki ...
Sorusuna cevap : Abby.

Her kitap da bir ayrı kızıyor bir ayrı öfkeleniyorum ben bu kıza . Las Vegas'a varan Abby & Travis hemen nikah hazırlıklarına başlarlar ve tam 3 saat sonra şapelde buluşmak için ayrılırlar. Abby'nin bulunduğu ikili durum Travis'i üzse de  neolursa olsun artık dönüşü düşünmez !
''Bundan emin misiniz Bayan Maddox?''
''Bana öyle seslenmeyi bırakacak mısın? Şapelden çıktıktan sonra yüz defa dedin.''
''Bunun gerçek olduğu dank ettiğinde sana öyle demeyi bırakacağım.''
syf : 109

Kitap da en can alıcı sahnelerden bir tanesi ise Travis'in annesinin gelinlerinin her birine bıraktığı mektup.  Abby gelin odasından çıkamaz ve hazır olduğunu hissedemez bir halde kendini odaya kapatır . İçinde bulunduğu durumdan nasıl kurtulacağını düşünürken Travis gelir ona kapının altından annesinin mektubunu yollar.

Peki mektup da ne mi yazıyor ?
İşte buradan okuyabilirsiniz :)


"Birbirimizi tanımıyoruz ama senin çok özel birisi olduğunu biliyorum. Bugün bebeğimin seni sonsuza dek sevmeye söz vermesini izlemek için orada olamayacağım ama eğer olabilseydim sana söylemek isteyeceğimbirkaç şey vardı.


İlk olarak; oğlumu sevdiğin için sana teşekkür ederim. Oğullarımın arasında kalbi en hassas olan Travis. Aynı zamanda en güçlü olan da o. Sen ona izin verdiğinsürece seni bütün varlığıyla sevecektir. Yaşadığımız trajediler bazen bizi değiştirirler ama bazı şeyler de asla değişmezler.


Annesi olmayan bir erkek çocuğu çok ilginç bir varlıktır. Eğer Travis biraz olsun babasına benziyorsa ki ben benzediğini biliyorum, küfürler ve umursamaz tavırlardan oluşan kalın bir duvarın koruduğu, kırılganlıktan oluşan derin bir okyanus gibidir. Bir Maddox erkeği senin tüm sınırlarını zorlar ama eğer yine de onunla kalırsan senin için her şeyi göze alır.


Bugün orada olabilmeyi her şeyden çok isterdim. Seninle bu yolculuğun ilk adımını atarken yüzünü görebilmeyi ve kocamla orada durup bu günü hepinizle beraber yaşayabilmeyi çok isterdim. En çok özleyeceğim şeylerden biri de bu diye düşünüyorum. Ama bugün benimle ilgili değil. Bu mektubu okuyor olman oğlumun seni sevdiği anlamına geliyor. Ve bir Maddox erkeği âşık olduğunda bu sonsuza kadar sürer. 


Lütfen yavrumu benim için de öp. İkiniz için de isteğim en büyük kavganızı hanginizin daha affedici olduğu konusunda yapmanız.

Sevgiler
Diane"



Abby karar vermiştir . Annesinin dediği gibi bir Maddox erkeği 
 âşık olduğunda bu sonsuza kadar sürer ve Travis ile aşklarının  Romeo&Juliet den bile güçlü olduğuna inanır. 
Kararını vermiş ve Bayan MADDOX , ABBY MADDOX olmak için şapele dogru yürür. 

Peki Abby'nin planı tutacak mıdır ?
Travis hapisten kurtulacak mı ?
Gizli evliliklerini duyan Maddox kardeşler ne tepki verecek ?
America sessiz kalabilecek mi ?
Miss. Maddox dövmesi de nedir ?

Sorularına cevap bulmak isterseniz kaçırmayın okuyun derim :) 


Keyifli Okumalar Dilerim.



1 Haziran 2014 Pazar

NURIA ROCA- SEN AĞLAMA Kitabının Yorumu ile karşınızdayım. Hayat, aile ve ilişkiler üzerine kurulu enfes bir kitap.


Kitap Arka Kapak Yazısı
 Sen Ağlama, işinde başarılı olmak isteyen, iyi bir anne olmaya çalışan, ayrıldığı eşinden sonra bir erkekten diğerine koşan ve cinselliği âdeta yeniden keşfeden 35 yaşındaki Clara'nın dokunaklı öyküsünü anlatıyor.



Çok sevdiği kardeşinin ölümüyle sarsılan Clara'nın hayatı inanılmaz sürprizlerle değişiyor. Yeni öğrendiği ve yüzleşmesi hiç de kolay olmayan iki gerçek, Clara'yı altüst ediyor.

İspanya'da yayımlanmasının hemen ardından bir bestseller olan Sen Ağlama, son yıllarda okuyacağınız en içten, en sıcak öykülerden biri… Clara'yı asla unutamayacaksınız!
(Tanıtım Bülteninden)

15 Mayıs 2014 Perşembe

Aşkın Gölgesi - Gülşah Elikbank ! Sizin Türk Yazarlara olan Güveninizi Tazeleyecek.

GÜLŞAH ELİKBANK - Aşkın Gölgesi
Arka Kapak Yazısı

Geçmişin peşini bırakmadığı bir kadın ve zamana direnen bir aşk…

Edebiyat profesörü ve yazar olan Esma, kocası öldükten sonra kızı Ece ile birlikte Berlin'de yaşamaya başlar. Sürekli annesiyle sorunlar yaşayan on yedi yaşındaki kızı Ece, bir gün bodrumda bir kitap bulur ve o kitapla birlikte annesini hiç tanımadığını fark eder. Bu kitabı bulmasının ardından Ece ve annesi Esma'nın hayatı hiç beklemedikleri şekilde değişecektir.

Gülşah Elikbank'ın kaleme aldığı ve dokuz ülkede yayımlanan romanı Aşkın Gölgesi, aile, arkadaşlık ve aşk üzerine yazılmış, insanın içini ısıtan sıcacık ve etkileyici bir roman. 
(Tanıtım Bülteninden)


Aşkın Gölgesi Kitap Yorumum

Aşk !
Herkesin doyasıya yaşamak istediği o eşsiz duygu...
Her zaman mutlu sona ulaşamayan ,  
Belki de tek bir şansı olan .
Bir kere yakaladıktan sonra bir daha bulunamayan...!
Aşk !

Gülşah Elikbank kaleminden okuduğum Aşkın Gölgesi beni okuduğumuz ''HERŞEY HARİKA HADİ AŞIK OLALIM '' kitaplarından alıp gerçek dünyaya getirdi.
Doyasıya gerçeklik kokan bu kitapta herkesin kendi hayatından izlerle karşılaşabileceğine eminim.

Tek bir sayfasından bile sıkılmadığım sadece sonunu böyle beklemediğim bir kitaptı . Ancak kesinlikle ara ara alıp okunacak ve asla bende ki yeri değişmeyecek Tavsiye Kitaplarım arasına girmiş bulunuyor.



Aşktan yara almış bir anne ve hayatta kalmasının tek nedeni güzeller güzeli kızı ECE... Hayatını sadece iş ve kızına ayıran Esma kızının ona karşı tepki almasını sağlar . Bir de üvey kardeşi Tuna ise tüm kıskanclığının en büyük nedeni olur. Bir gün annesi ve annesinin eski dostu BERK ( bu arada Esma'ya 18 yaşında görüp ilk görüşte aşık olan ve yıllar geçmesine rağmen vazgeçmeyen eşsiz adam) arasındaki konuşmaya şahit olan Ece annesinin ondan birşeyler sakladığını düşünür . Bodrumda bulduğu AYSIZ GECELER adlı kitapsa nedense  bu kuşkularına cevap vereceğini düşündürür ve başlar okumaya ...

Kitap da  ; İki iyi dost CANAN ve ZEYNEP vardır. Ancak bu iki dost aynı adama Ahmet'e aşıktır. Canan ilk zamanlar Zeynep ve Ahmet arasındaki ilişkiye saygı duyarken daha sonra yaşadığı kıskançlık ve Ahmed'e sahip olma hissi yüzünden hediye gelen Zeynep'e kediyi bile zehirler . (Siz düşünün yani gaddarlığı ) . Ahmet ve Zeynep ise hiçbirşeyden etkilenden aşklarını yaşarlar. Zeynep ; babası ve annesi boşanmış bir kızdır . Babasının başka bir kadınla olan birlikteliğine şahit olduktan sonra ise İstanbul'a küsmüşlerdir . Ahmet , Zeynep ile İstanbul'u bile barıştırmıştır. Ancak bir anda Ahmet'in babasının ölümü herşeyi karıştırır. Ahmet sebepsiz yere Zeynep 'i bırakır ve Canan ile birlikteliğine devam eder. İşte karşısına böyle bir yıkıntı anında çıkar Berk . Aşkı içinde yaşar ve Zeynep'in en zor günlerinde yanında olur . Ahmetten olan bebegi karnındayken bile ...

BURADAN SONRA Kİ YORUMUM BOL SPOİLER İÇERİKLİDİR. :) 



Beni mahveden kitaptan bölümler ; 

*Zeynep , Ahmet'in bu anlamsız terk edişi ve sahipsiz kalışıyla karnındaki bebeği de istemez ve kendini canlı canlı kurtaj eder.
( Hala etkisi altındayım bu olayın )
*Ece 'nin Ahmet'in çocuğu olduğunu düşünüp aslında eşinin olması .
*Yıllar sonra Canan ve Ahmetle karşılaşan Zeynep'in o dogum anları ..
*Zeynep (Esma) 'nın nasıl olup da Berk'i seçmemesi ! 


HERKES İKİNCİ ŞANSI HAK EDER ! 


18 Şubat 2014 Salı

Ali Bolat - #direnAşk ile aşkın üstünlüğünü hissetmeye hazır olun. !


Aşk yücedir , aşk kutsaldır. Ama aşk herkese değil tek kişiye yakışır ve aşk hiç olmadık zamanda karşına çıktığında AŞKTIR. ! #direnAşk

Ali Bolat kaleminden çıkan #direnAşk büyük beklenti içerisinde beklediğim bir kitaptı. Beklediğime değdi tam istediğim türde bir kitapta. İçinde herşeyden bir tutam bulabileceğiniz yeri geldiğin de kendinize bile kızabileceğiniz bir kitaptan bahsediyorum size.

Hayata karşı hep mağlup başlayan Aslı 'nın yüzü kurtulmak isteyip ailesini terk ettiği Sinan 'lada mutlu olamaz. Sinan aşk değildir Aslı için bir dost , bir arkadaş, belkide sığınacak bir liman .
Bunu fark ettiğinde ise çoktan evlilikleri bitmek üzeredir ama hamileliği Aslı'ya yeni bir umut ışıgı olur. Ancak Aslı hayata karşı mağlubiyetini devam ettirmektedir ve bebegini ölü bir şekilde dünyaya getirir ve kısa bir zaman sonra da Sinan ile yollarını ayırırlar.
Kitap böylelikle sizi içinize alır . Taksim burada nerede mi ? Gelelim oraya ...!
Sibel Aslı'nın tek dayanağı ve sırtını dayayabileceği tek duvar . Ancak Sibel 'inde evliliginin bozulması nedeniyle oglu Cem 'göz kulak olmasını ister Aslı'dan. Kendi sorumlulugunu bile alamayan korkak bir kadındır Aslı aslında Cem hele hele 19 yaşında kanı deli gibi hızlı akan bu erkekle nasıl başa çıkacaktır. Aslı'nın bilmediği şey ise bu dört duvar ve belirsizliklerden kurtuluşu Cem 'dir.


Cem : 19 yaşında , İstanbul Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan , Teknolojiyi sonuna kadar kullanan , Pelin'in erkek arkadaşı , Aslı'nın en yakın arkadaşının oğludur. 


Pelin : 19 yaşında , Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünde okuyan , tatlı dilli , Cem'in kız arkadaşıdır. 

Şimdi Cem ve Pelin'imizi de tanıdığımıza göre kitabımıza devam edelim :)
Aslı teknoloji ve telefon kavramlarından tek anladığı Alo ? Alo? Ancak hayatına Cem ve Pelin'in girmesiyle herşey daha değişir.
Cem'in Taksim Gezi Parkı olaylarına katılmasıyla Aslı kendine gelir . Bir anda yıllar önce mayıs ayında kaybettiği evladı aklına gelir  ve ağzından
''Bir başka mayısta  bir başka çocuğu kaybetmeyecektim! '' diyerek Cem'i korumaya Taksim'e gider. Taksim 'in karışması üzerine Cem'i bulamaz ve hayatını riske atar. Ta ki aşk onu bulana kadar..




''O an elimde Ufuk'un elini hissettim. Sıcacıktı ve bana güven
vermek istercesine sımsıkı tutmuştu. ''

Ufuk Aslı'dan yaşça çok küçük ama kaderleri bir yazılmış ve Taksim'de birleşmişti. Taksim olaylarının halk protestosundan çıkmasıyla Cem , Pelin ,Ufuk ; hatta Hakan , Ali , Kaan hayatlarına geri dönmekteydiler. 



Ufuk'un Mersin'e gidişi Aslı 'nın ailesinden kaçışını yeniden hatırlatır ve Cem'in vermiş olduğu cesaret ; Ufuk' a duyduğu özlemle yıllardır gitmediği memleketi Mersin 'e doğru yola çıkar... 
Geçmişle yüzleşmek ne kadar acıdır oysa.. Aslı'nın geçmişinin yaralarını Ufuk sararken ; Ufuk'un yaralarının merhemi de Aslı'dadır oysa. 
  


Şimdi geçmişe, acıya , hayata direnme zamanıydı, hemde aşkla !

Ellerimiz fenerde birleşmişken ta gözlerimin içine baktı.
''Şu an ne diliyorsak onu bırakalım gökyüzüne, belki sesimizi duyan
biri olur.''



Soluğunuzu kesecek , her sayfasında sizi büyülecek , Aslı'nın geçmişiyle  yüzleşmesini okuduğunuz da ise kalbinizin acımasına engel olamayacaksınız. #direnaşk belki kurgudur ama bunların hepsi benzer hayatlarda karşımıza çıktı.






Ve son söz olarak kitabı yazar notu ile bitiriyorum : 

''Hayatlarının henüz baharındayken doyasıya bir aşk yaşamadan
 göçüp giden o güzel çocuklara...''


18 Aralık 2013 Çarşamba

Baba Dışarda Bir Melek Var kitabından kısacıcık bir hikaye .. Korku severler buyursun efenim :)


Yol Kenarındaki Güzel Kız

1911 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Arkansas eyaleti kırsalında yaşayan Martin adlı genç bir adam uzak bir kasabada kurulan hayvan pazarından bir at satın almıştı. Trenle geldiği kasabadan kendi köyüne yeni satın aldığı atıyla dönmeye karar verdi; bu sayede hayvanı deneyebilecekti de. Tahminine göre bütün gün sadece kısa molalar vererek geç saatlerde de olsa köyüne varabilecekti. İlkbaharın ılık havası ve çiçeklerle süslenmeye başlayan yemyeşil çayırlar Martin’in keyifli bir yolculuk yapmasını sağlıyordu. Ayrıca sağlam bir kısrak olan at gücü ve dayanıklılığıyla yeni sahibini etkilemeyi başarmıştı. Atıyla geçtiği yerlere yabancıydı ancak yön bulma duygusu güçlü biri olan Martin için köyüne varmak bir sorun sayılmazdı. Hava kararmaya başladığı sıralarda gökyüzünün de bulutlandığını fark etti, kuvvetli bir yağmur bastıracağa benziyordu. Bu da pek iyi bir durum değildi, belki de bir yerlere sığınması gerekecekti.

Martin atın böğrüne mahmuzlarını biraz daha sertçe vurarak hızlanmasını sağladı. Yolda fazla vakit kaybetmemesi iyi olacaktı. Bir süredir genişçe bir patikayı takip ediyordu, iki tepeyi daha aşarsa aşina olduğu tren yoluna ulaşacağını, bundan sonrasının da daha kolay olacağını düşündü. İşte tam o sırada patikanın biraz yukarısında bir ev gözüne ilişti. Ev uzun bir süre önce yanmış ve terk edilmişti. Büyük şöminesi ve bazı duvarları ayakta kalmış olsa da gerisi tam anlamıyla harabeye dönmüştü bu büyük evin. Tam bu sırada Martin’in gözüne bir hareket ilişti. Atının dizginlerini çekerek durdu. Patikanın eve en yakın olan kenarında bir kız duruyordu. Üzerinde uzun bir pelerin, başında da geniş kenarlı bir şapka vardı; yüzünün büyük bölümünü gizlese de güzelliğini saklamıyordu bu şapka.

Martin atından inerek kıza yaklaştı. İnce uzun, son derece kırılgan görünümlü bu kızın solgun cildi ve hüzünlü bakışları genç adamı etkilemişti. “Bayan, şayet bir yere gitmek istiyorsanız sizi götürebilirim, atım iki kişiyi rahatlıkla taşıyabilir. Hem birazdan yağmur başlayacak sanırım...” dedi.

Kız son derece ürkek bir ses tonuyla adama adının Lucy Stapleton olduğunu, anne ve babasıyla patikanın sonlarında büyük bir çiftlikte yaşadıklarını söyledi. Martin tekrar ata bindi ve elini uzatarak genç kızın atın üzerine çıkıp hemen arkasına oturmasına yardım etti. Lucy bir tüy kadar hafifti. Atını kızın eliyle işaret ettiği yöne doğru sürmeye başladı. Kısa bir süre sonra Martin atı biraz daha hızlandırdı ve kızın her iki eliyle kendisine tutunmasını sağladı. Hava iyice kararmıştı. Tepelerin üzerinde birbirinden uzak ışıklar görülüyordu. Civardaki çiftlik evlerinin ışıkları yanmaya başlamıştı. Martin kıza birkaç soru sordu, bekar olduğunu, liseyi yeni bitirdiğini öğrendi. Kız kısa yanıtlar veriyordu, bu yabancıyla konuşmaya pek istekli değil gibiydi. Ürkek halleri genç adamın daha da hoşuna gitmeye başlamıştı. Hemen ensesinde bu güzel kızın nefesini ve ayrıca kalçasının iki yanına sıkıca tutunan ellerini hissetmek oldukça hoş bir duyguydu. Martin, arkasındaki ürkek, kırılgan genç kızın şimdiye dek tanıdığı kızlar içinde en fazla hoşlandığı olduğunu fark etti. “Kim bilir olaylar öyle bir gelişir ki, belki de onunla evlenirim!” diye düşünmeye başladı.

İki kilometre kadar sonra patikanın sonunda büyükçe bir çiftlik evinin ışıkları göründü. Lucy, “Burası bizim ev, size çok teşekkür ederim, benim burada inmem lazım” diye yol kenarındaki taş bir duvarla çevrili küçük bahçeyi gösterdi. Martin atını durdurdu ve kızın inmesine yardım etti. Genç kız güzel gözlerini kaldırıp adama baktı ve hafifçe tebessüm etti, ardından arkasını dönerek hızla bahçe kapısından içeri girdi. Adam, “Sanırım seni görmek için yeniden geleceğim” dedi ardından, ancak kız duraklamadan yürümeye devam etti.

Lucy ağaçların ardından kaybolduğunda Martin bu küçük bahçenin aslında bir mezarlık olduğunun farkına vardı, küçük bir aile mezarlığı. Lucy’nin buradan evine uzanan bir kestirmeyi kullandığını tahmin etti. Belki de anne-babasının bir yabancıyla eve geldiğini görmemesi için yapmıştı bunu. Anne babalar bunu hep yaparlar diye düşünüp gülümsedi kendi kendine; “Kimdi o yabancı? Neden onun atına bindin?”

Martin, kısa bir süre daha kızı görme umuduyla karanlık bahçeye baktı, sonra umudunu yitirip eve doğru atıyla yavaşça ilerlemeye başladı. Evin önünde yol ikiye ayrılıyor; birisi aşağılara inerken diğeri tepeye
doğru çıkıyordu. Hangisini takip edeceğine karar veremedi, belki de kapıyı çalıp içerdekilere danışmalıyım diye içinden geçiriyordu ki bahçedeki bir köpek havlamaya başladı. Hemen ardından evin ön kapısı açıldı ve yaşlıca bir adam dışarı çıktı. Sundurmanın ışığı altında beyaz saçları parlıyordu. “Merhaba delikanlı, sanırım yolunu kaybettin...”

Martin önce selam verip, kendini tanıttı ve yaşlı adama yolu danıştı. Tepeye giden yolu gösteren adam “Bu yoldan çıkarsan kısa sürede tren yoluna ulaşırsın, ama istersen gel biraz dinlen. Akşam yemeğinde misafirimiz ol, hatta gece de kal, yorgun görünüyorsun, hem atın da dinlenir.” dedi. Martin için bu reddedilemeyecek bir teklifti; birkaç dakika önce ardından bakakaldığı Lucy ile bir araya gelme fikri o kadar cazipti ki, hemen kabul etti. Atından inip elini sıktığı yaşlı adam adının Henry Stapleton olduğunu söyledi, emekli bir yargıçtı. “Gel delikanlı içeri girelim, bizim kahya atını ahıra götürür.”

Hakim Stapleton, Martin’i büyük bir salona götürdü. Burada eşiyle tanıştırdı. Martin güler yüzlü hanımefendiye kendilerine zahmet vermek istemediğini söyledi. Ancak kadın bu ıssız bölgede çok az ziyaretçileri olduğunun, varlığından asla rahatsız olmadıklarının altını çizdi içtenlikle. Biraz sohbet ettikten sonra sofraya oturdular. Martin konuksever ev sahiplerinden çok etkilenmişti ancak dört gözle Lucy’nin kendilerine katılmasını bekliyordu. Bir hizmetçi yemek servisini yaptı ama hâlâ sofrada üçünden başka kimse yoktu. Martin merak içindeydi. Kız neden sofraya gelmiyordu ki? Artık dayanamıyordu, sormaya karar vermişti
ki yargıç Stapleton konuyu açıverdi. Bu çiftlikte birkaç yıldır yaşıyorlardı, daha önce iki kilometre aşağıdaki
başka bir evde yaşamışlardı, ancak büyük bir yangın sonrasında orası oturulamaz hale gelmişti. Sonra da
zaten kendilerine ait olan bu çiftlik evine taşınmışlardı.

Martin, geçerken yol kenarında yanık evin harabesinigördüğünü söyledi: “Gerçekten de büyük bir yangınmış,
koca evden bir tek şömine ayakta kalmış. Size bir şey olmaması büyük şans!” Yargıç Stapleton ve eşinin gözlerinin önünden neredeyse gözle görülür bir hüzün bulutu geçiverdi. Kadın iki damla gözyaşını peçetesiyle
silerken, yaşlı adam anlatmaya devam etti: “Delikanlı, ne ev, ne eşyalar önemli değil. Bizim yaşamımız bile anlamını kaybetti o felaketten sonra. Çünkü yangında biricik kızımızı kaybettik.”

Martin şaşkın gözlerle iki üzgün ebeveyne bakıyordu, her ikisi de ağlamamak için kendilerini zor
tutuyordu. Yargıç titreyen sesiyle konuşmayı sürdürdü: “Dünya güzeli bir kızdı, çok iyi kalpliydi. Ne yazık ki
onu kurtaramadık. Hayatının baharında aramızdan ayrıldı. Mezarı hemen yolun kenarındaki küçük bahçede, orası aile kabristanımız. Yaşadığımız her gün, yağmur-kar-fırtına bile olsa sabah erkenden kızımızın mezarı başına gidip dua ediyoruz
.” Kısa bir sessizlik oldu sofrada.



Martin içinin tuhaflaştığını, gözlerinin karardığını hissediyordu, adeta korkarak sordu:

“Çok üzüldüm... Gerçekten çok... Bağışlayın efendim, kızınızın adı neydi?”

Yargıç Stapleton bakışlarını masadaki şamdanda titreyerek yanan mumlara çevirerek “Adı Lucy idi” dedi..


30 Ağustos 2013 Cuma

Ayaklı Bela- Jamie Mcguire Kitap Yorumu :)




TATLI BELA
 kitabıyla benim aklımdan çıkmayan Travis'im şimdi Ayaklı Bela'yla beni mahvetti..
Bu karşılaştığınız hem bir yorum hemde okurların neden bu iki kitabı beğendiklerinin nedenleriyle dolu olacak . 

Öncelikle Ayaklı Bela kitabının benim Fotograflarıma yansımasını inceleyelim :)







Neden Tatlı Bela - Ayaklı Bela bu kadar beğenildi ve begenilmedi ? 

Begenildi Çünkü ; 


1.
İnsanlar her okudukları kitaplardaki erkeklerin kadını yarı yolda bırakmalarını ve bir türlü sevdiklerini söyleyememelerinden sıkıldı ama TRAVİS ; Abby'i gördüğünde hissettiği duygularını hiç saklamadı. Sadece ona layık olana kadar ''SENİ SEVİYORUM ''demedi. Ama sonra her an sevdiğini söyledi. 
2. Abby geçmişte yaşadıkları yüzünden Travis'den uzak kalmak istese de hiç başaramadı. Yine Travis geldi ve yine sevdiği adamın kollarındaydı.
3.Birbirlerinin değişmelerini istemeden oldukları gibi sevdiler..
4. Okuduğumuz kitaplarda erkek karakter durmadan sevdiği kadını gördüğünde arzularken bizimkiler birbirlerinin kollarında sabaha kadar uyudular. Öpmeden , dokunmadan AŞKI gösterdiler.


Beğenilmedi Çünkü ; 

1.Bazı kişiler gerçekten kitaba fazla tepki verdi . Evet haklılardı ki bu bazı kişilere belki bende dahilimdir. Ama diğer okurlarda bir ön yargı oluştu ve o kişiler kitap boyunca o ön yargıyı kıramadılar (HAKLILARDA )
2.Abby'nin ilk sayfalarda Travis'i sevmesine ragmen attığı triplerden dolayı eleştiri aldı. 
3.Abby'nin poker konusunda ki sırrını saçma buldular. (Bence kitap kurgu yani herşey olması güzel ki baglantı geçişleri de iyiydi . Ben sevdim poker sırrını )



Ayaklı Bela Kitap Yorumum 

Çıktığı gün alamayacağımdan korktum ama 
ilknokta.com 'da ki indirimli fiyat karşısında dayanamadım ve aldım. Tatlı Bela'dan konu olarak ayrı olan tek bölümü finaliydi ki ah o final ne TATLI bitti .


Bir erkeğin dünyası gerçekten çok farklıdır bunu anlamak içinde erkeğin ağzından dinlemek lazım işte bu fırsat Ayaklı Bela'yla geldi ve iyi ki geldi. Tatlı Bela'dan daha harikaydı . Çünkü Travis'in hataları ve ya düşüncelerini o kadar iyi anladım ki ''Ah be Trav ne çektin ''demeden edemedim. Şuan yazarken aklıma Abby'le sonunda duygularını itiraf ettikleri gün sabahı Travis'in yanında Abby'i bulamayınca yaptığı tepkiler ...


 İnanın okumak ya da okumamak , begenmek yada begenmemek görecelidir. İnanıyorum ki Ayaklı Bela herkesin ilgisini çekebilecek ve begenisini toplayacak bir kitap. Yazar tüm marifetini Ayaklı Belaya saklamış diyebilirim . Bana sorarsanız '' Unutamadığın bölümler nelerdir ? ''diye . 

1.Yangın bölümü
2.Abby'nin evi terk ettiği gün 
3.Final 


Derdim :) Okuyanlarında bu görüşüme uyacağına eminim .. Çok fazla yorumlarda görmedim ama America Ve Shepley ilişkileri de kitapta sıkça karşıma çıktı. Acıkcası bir kaç diologlarına kahkaha attığımı da itiraf ediyorum.Shepley' in America'ya karşı kılıbık olması ise insanın yüzünde gülümseme bırakmıyor değil . Kitap Travis ve Abby dışında diger karakterleride severek okumamıza neden oluyor. 

Tavsiyemdir. Okuma konusunda tereddütünüz varsa dahi Ayaklı Bela gerçekten bu tereddütü yıkacaktır. 


AYAKLI BELA kitabından diger alıntılar 
''Hadi ama . Kızgın gitme.''
''Merak etme Travis. Kızgın gitmiyorum. Öfkeden gözüm dönmüş bir halde gidiyorum. '' 



''Lütfen geri gel,''dedim sessizce. Beni duyamazdı ama bu yokluğuyla açtığı yaranın korkunç acısından beni kurtarması için ona yalvarmama engel olmadı. 


''Ne var biliyor musun, Maddox Bey? ''
''Ne var bebeğim? ''
İfadesi ciddileşti. ''Başka bir hayatta sizi sevebilirdim .''


Keyifli okumalar dilerim :)  

19 Haziran 2013 Çarşamba

Yabancı Yayınlarından çıkan Can Dostum kitabının tanıtımına Hoşgeldiniz :)




Benim gibi köpeklerden ölesiye korkan birinin bu tanıtımı yapması bir mucize hele okuması imkansızın gerçekleşmesi .. Yabancı yayınları bunu başaracak sanırım :)

W.Bruce Cameron - Can Dostum

Konusu : 
Bütün köpekler cennete gider, tabi dünyada yarım kalmış bir işleri yoksa...



New York Times Bestseller listesinde tam 52 hafta kaldı.



Köpekler hakkında bir roman, insan hayatının en derin meselesi olan “Neden buradayız?” sorusuna cevap verebilir mi?

Can Dostum, bir köpeğin birkaç farklı yaşam boyunca varlığının amacının peşinde koşmasının hikâyesi… 2006’da Ulusal Köşe Yazarları Derneği’nden En İyi Mizah dalında ödül alan ve 2011’de YILIN KÖŞE YAZARI seçilen W. Bruce Cameron’ın bu iç açıcı ve komik romanı, bir köpeğin pek çok hayatının duygusal ve eğlenceli hikâyesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda insan ilişkilerine ve insanla en iyi dostu arasındaki kopmaz bağa köpeğin bakış açısından bir yorum getiriyor.

Muhteşem bir kitap. Hem güldüm hem gözyaşlarına boğuldum…

Alice Walker, Pulitzer ödüllü yazar

Hayatında bir köpeği sevmiş olan herkes, bu bilgelik dolu, dokunaklı ve çok eğlenceli kitabı okumalı. 

Dr. Marty Becker, Good Morning America

Elimden bırakamadım. Bitirdiğimde, kısa süre önce ölmüş olan köpeğimin bu kitap aracılığıyla benimle konuştuğu hissine kapıldım. 

Dina Zaphiris, Animal Planet

Bir köpeğin komik, büyüleyici ve kesinlikle inandırıcı birkaç hayatının hikâyesi olan bu kitap, reenkarnasyonun olduğuna ve yazar W. Bruce Cameron’ın bundan önceki hayatında bir köpek olduğuna ikna etti beni. Başka türlü, dört patili bakış açısından hayatı, sevgiyi ve sadakati bu kadar dokunaklı bir biçimde nasıl anlatabilirdi ki?
Victoria Moran

Ayraçlarrr :)


Can Dostum New York Tımes Bestseller listesinde tam 52 hafta kaldı !




Keyifli Okumalar dilerim :)

25 Nisan 2013 Perşembe

TATLI BELA KİTABINI OKUDUM.. ŞİMDİ SIRA TATLI TATLI YORUM YAPMADA..



 Şuan acım gerçekten çok büyük ve sanırım umutsuz bir haldeyim .Çünkü artık Travis'im yok kitabın son sayfasıyla ona veda ettim. Onca kitap okudum ben böyle harika bir adam gör-me-dim . Şimdi hiç bir kitaptaki erkek karakterleri sevemeyeceğim. Sanırım haremimin , kalbimin , platonik aşkı Travis <3
İşte Benim hayalimdeki  Travis Maddox lakabıyla Kuduz İt :) 



Öyle çok okumak istediğim ama böyle bir aşk kitabının yazılmayacağını anlayıp pes ettiğim tarzdan bir kitaptı. Her kitapta ana erkek karakterlerimiz alıngan, tripli , çekilmez , şımarık tipteydiler ve hep kız karakterlere üzülürdüm. Ama Tatlı Bela'da tam tersi Travis'i sarıp sarmalamak herkesten korumak gibi acayip kurgular geçti aklımdan hele o Abby var ya saçını başını yolabilirdim yemin ederim :) Hayır Travis gibi adamı buldu bir de hala üzüyor . Ama onunda haklı nedenleri varmış sonlara doğru anladım kabul ediyorum :)

Kitabımızdan Alıntımızı da ekleyelim :)


Biraz Travis'e ait gif attıktan sonra kitabın içeriğini daha hararetli okursunuz :)

İşte size Travis'imin birini dövmeden önceki alaycı gülümsemesii :)


Travis yasa dışı dövüşler yaparak para kazanan tüm okulun korkulu rüyası ve tüm kızların ise hatası bir adamdır. Çünkü Travis bir kadınla sadece günlük ilişkiler yaşayan geceden sonra bir daha yüzüne bakmayan bir adam. Yine bir dövüş zamanı karşısına çıkan Abby'e kadar.. Gördüğü anda sevmeye başladığı Abby aslında onun için olmaz bir duayken Travis ve Abby 'nin aşkının gücü tüm kitapta soluksuz hissedilecek cinsten.

Sırf Abby'e yakın olabilmek için girdiği iddealar ve herkesten Abby'i koruyup kollaması , bir adamın Abby'e baktığındaki çığrından çıkmış halleri ise sizi kitabı okurken daha fazla aşık olma isteğine bırakacak. 
Travis böyle serseri bir tip ama kendisi Ceza Hukuku eğitimi hukuku görüyor ve tam bir inek aynı zamanda . Abby'e biyoloji çalıştıracak kadar zeki tabi ki bu biyoloji derslerini de aşık etmek için harika kullandığını söylemeliyim :)

Yanyana yattıklarında bakmaya kıyamayan , uyurken Abby'i izleyen , kıskanc, romantik, sürprizlerle dolu bir adamı her sayfada okuyup sadece Abby'i kıskanıyorsunuz :)
Açıkçası konular , aile ilişkileri ve Amerika - Abby arasındaki dostluk , aşk, sadakat , kıskançlık öyle güzel birleşmişti ki bir ara hiç bitmesin diye ağlamayı düşündüm ..

nerede bizim Abby ve Travis Çiftimiz :)






Kitabın son 30 sayfasında öyle bir olay oldu ki tansiyonum fırladı ve cidden ağlamak istedim . Soluksuz nefes almadan okuyabileceğiniz harika bir kitap diyebilirim. Tavsiye Ederim ve Edeceğim de:)


Keyifle okuyun :)















21 Nisan 2013 Pazar

Tatlı Bela İçin Yorum Hazırlığı :)


 Benim hayalimdeki Travis Meddox kim mi ? :) 
Kocaman bir Ahhhhh çekerek işte şu gördüğünüz Afet derim :)
Adam benim gördüğüm en odun ama Abby'e karşı ennn ennn ennn ennn enn ROMANTİK adam :)
Bence Türk erkekleri biraz örnek alsa iyi olabilir :)
Bu postumda sadece Travis'e ait olsun istiyorum. Çünkü Travis'i anlatmak için yoruma özenemeyebilirim :)

TRAVİS KİMDİR ?
Travis benim 
http://tarihiaskromani.blogspot.com/ 'unda dediği gibi haremimin ilk üyesi  ve son üyesi :) Kendisi yasadışı bizim bildiğimiz kafes dövüşünü yapan ve artık rakiplerinin korkulu rüyası olan biridir. Ama Abby'i tanıdıktan sonra bu kötü şöhreti son bulur. Çünkü Abby'e dokunmaya bile kıyamayan biri ( Böyle adamlarda var kızlar :) )

Yanyana uyuyup kıza dokunmayacak kadar KRAL :)
Abbyle tanışmadan önce günlük ilişkileri ve dövüş yeteneğiyle bilinirken Abby onu kedi gibi birine çevirdi .Hayır hayalimde ki Abby öyle çirkin öyle lanet ki anlatamam :)

Neyse kitaptan bir kısmı anlatmak istiyorum yoksa burada çatlarım :)
Şimdi bizim has kızımız Abby 19 yaşına girecek tabi bazı olaylar oluyor kız tüm doğum günü planlarının bozulduğunu düşünürken arkadaşı America (yok yanlış okumuyorsunuz gerçekten kızın adı America ) kızı bir yere götürüyor o yeri okumanız lazım :) Sonra Sürpriiizzz:) Sonra tabi dogum gününde biiiiiir sürü olay oluyor ve bizim şaşkın Abby sarhoş oluyor tüm geceyi lavabo da geçirmek zorunda kalıyor ve bizim has has has erkeğimizde tüm gece Abby'nin yanında :)
Ay ben bu adama bayılıyorum :) İlk tek son haremimin sahibiii :)


Bu adama kocaman alkışş alalım lütfen :)

Kitaba da yorumdan önce azıcık değineyeyim . İlk sayfadan yani 1.sayfadan ne oluyoruz diyorsunuz çünkü konu ilk cümleyle beraber başlamış bulunuyor . Hiç bekletmeden karşınıza Travis çıkıyor zaten siz orada artık hayata bir başka bakıyorsunuz . Karşınızda öpmeyi bırak bakmaya kıyamayan bir adam var :)

Öyle yavaş okuyorum ki bitmesin diye gerçekten şuan tam aradığım kitap TATLI BELA'ydı .
Yabancı yayınları harika bir seçim yapmış .
Tebrik Ediyorum.
Ve okumak isteyenler tereddüt dahi etmeyin ..



9 Nisan 2013 Salı

Tatlı Bela kitabı

                                  "Tatlı Bela" ile birbirine taban tabana zıt iki kişi
                           ya birbirlerini tamamlayacak ya da birbirini tamamen yok edecek.
                                                                   VE
                                                   Aşıksan Başın BELADA ..!!
                                       
                                                (Hepimizin başı belada yani :) )



Jamie McGuire kitabı yazdıktan sonra yayın evleri en başta bu kitabı basmak istemediklerini biliyor musunuz ?
İşin komiği de şuan Goodreads de neredeyse 5 puana sahip Tatlı Bela.
Yazarın kendi imkanlarıyla çıkardığı sonra okuyucu beğenilerini kazanarak ÇOK SATANLAR listesine girerek yayınevlerinin dikkatini çeken Tatlı Bela'nın üçleme olmasına karar veriliyor ve işte tadaaaaa Türk okuyucularına geldi PROVİDENCE serisi
Yurtdışın da okuyucu beğenisini kazanıp şimdi de bizim beğenimize Yabancı Yayınları sayesinde sunuluyor.
Konu bakımından ilk çıkacağını duyduğum günden beri merak uyandıran Tatlı Bela'yı blogumda tanıtmadan edemezdim ve şimdi Tatlı Bela ile ilgili her şey. !!
Ayraçlarla başlayalım ..Tatlı  Bela kitabının ayracı da kendisi gibi çoooooooook tatlı ^.^
ve Jamie McGuire ise gerçekten çok güzel bir kadın. (Normal de okuduğum kitaplarının yazarlarına da takmış durumdayım niye böyle 60'lar 70 'ler edasındalar anlamış degilim neyse :) )

 
Yazarın Twiter adresi https://twitter.com/JamieMcGuire_

 Bu Uluslararası Bestseller olan ve bir yazarın zorlu mücadelesinin herşeyini hak eden Tatlı Bela'nın konusuna da değinmek lazım ..

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor. 

İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?

Tatlı Bela sadece bir “bestseller” değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak. 
     


Kitabı temin edebileceğiniz siteler : http://www.ilknokta.com/kitap/172530/Tatli-Bela.html
Kitabın yayın evine ulaşabileceğiniz site :https://www.facebook.com/yabanciyayinlari?fref=ts
Kitabın alıntılarını okumak için :
 https://www.facebook.com/photo.php?fbid=563663857001224&set=a.539490412751902.130189.532511643449779&type=1&theater

Keyifli Okumalar Diliyorum Şimdiden :)