İNDİGO YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNDİGO YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2017 Perşembe

KitaplaMola I Şeytanın Dönüşü Blog Tur (Resident Evil The Final Chapter) Kitap Yorumu


Herkese Merhabalar,

KİTAPLA_MOLA kızları olarak ne turlara ne etkinliklere doymuyoruz. İndigoKitap 'ın son kitabı olan herkesin merakla beklediği Resident Evil filminin finali olan ŞEYTANIN DÖNÜŞÜ bizim elimize düştü . Ah ne iyi etti düştü. Bu aralar kitap seçimlerimin doğruluğu sayesinde eski hızlı kitap okuma ve mutlu kitap bitirme günlerime geri döndüm. Kitabımızda bu mutlu finallerden biriydi. Güzel bir kitabın ruhumda bıraktığı tat bambaşka oluyor 😍😀

"Belki de korkmuşlardır," dedi Alice.
"Korkmak? Neyden?" diye sordu Claire.
Alice, tünelin diğer ucunu işaret etti. "Orada olan şey her neyse, ondan." dedi.


Açıkcası ben filmin ilk 1.sini yıllar önce izlemiş unutmuştum. Kitabı okurken aaaa! ben nasıl unuturum diyip film tadında bir kitabı okuyunca çokta pişmanlık hissetmedim. Her anın aksiyonunu iliklerime kadar her bir harf işledi.

Kitap Filmin 1.sinden başlayıp kısa özetler halinde filmin finaline kadar bizlere aktarılıyor. Raccoon City civarlarında Umbrella şirketi birbirinden ilginç deneyler yapmaktadır. Son olarak geliştirdikleri  deneyin sonucunda  insanlar zombiye dönüşür ve bunu yaymak isteyen bir grup virüsü ele geçirir ve dünyada son bir insan kalmayana kadar bunu yaymaya ve kontrolden çıkarmaya başlar. Başlarda amaç hasta çocukları , hasta insanları kurtarmakken artık iyi niyet dileyen kimse ortada kalmaz herbiri ölür. 



Alice geriye kalan son insanlardan biridir. Umbrella şirketi tarafından artık öldürülmek için tek hedef haline gelir. DNA'sına işlemiş olan virüs sebebiyle aslında yarı insan denilebilir. Güçleri ,algıları kuvvetlidir. Doğa üstü güçlere sahiptir. Alice'in mücadelesinde geriye kalan insanları bulmasıyla daha çok güçlensede süreç kayıpları tekrar peşinden getirir. 

Alice'in kayıpları ,zombi mücadeleri,tükenmişliği yetmezmiş gibi bir de mutant yaratıklar ile geçirdiği zorlu zamanlar vardır ve geriye sadece tek insan olarak Alice ve yapay zeka olan Kızıl Kraliçe kalmıştır. Alice 'ın son mücadelesi için bu sefer onu daha zorlu bir süreç beklemektedir. 

Peki Alice bu kadar yorgunluğuyla bu mücadeleyi kazanabilecek mi ? 

Soruları ile sizi bırakıp ben kitabıma sarılıp bir daha aşk yaşayıp okusam mı ? diye düşünüyorum.

Baştan sona tüm detayları bir sinemada izlermiş gibi  hissettirdi. Tavsiye mi valla  Kitap Rüyası Serpil Kır 'ın da dediği gibi ne yapsamda okutsam size 😍 Kesinlikle yeni sipariş sepetinizde olması gereken bir kitap diyebilirim. 

Bir sonraki yorumda ,turda görüşmek üzere ...

Keyifli Okumlar Dilerim. 

29 Kasım 2016 Salı

KİTAPLA_MOLA kızlarının KARANTİNA | Beyza Alkoç Söyleşi Günü



Kitap Fuarı postumda bahsettiğim KitaplaMola iş başında...
Artık sizlerle KitaplaMola olarak yaptığımız turlar hakkındada bu şekilde bilgi vereceğim.Ancak siz yine de takip etmeyi unutmayın.

Bugün günlerden Buse İlter'in Yazar ile Söyleşi ve Kitap Yorumu günü.
Kitap Yorumum bir başka postta sizlerle olacak ama benim bayıla bayıla yaptığım yazar söyleşim işte karşınızda.

O halde Söyleşi başlasın 🔻


➤Benim için Karantina kitabınızdaki önsözden sonra hakkınızda özellikle merak ettiğim bir sürü sorum var ama başta Beyza Alkoç kimdir ? Hayalleri nelerdir ? ile başlayalım J

✨ Ben Beyza Alkoç . 19 yaşındayım ve 2.öğretim Akdeniz Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyorum. Aslında yazarlığa uygun bir bölüm okuyorum, daha önce İstanbul'da bir yıl mütercim tercümanlık okudum, sonra yatay geçişle Antalya'da İngiliz dili ve Edebiyatına geçtim ama şimdilerde yine bir bölüm değiştirme isteği içindeyim. Hayallerim tamamen yazarlık üzerine, olabildiğince çok geliştirmeye çalışıyorum kendimi çünkü geleceğe dair başka bir plan çizmedim kendime, çizmek istemedim. Yazmak istiyorum sadece, kitaplar senaryolar... bu şekilde devam etmek istiyorum

➤Peki Ailen bu hayallerinde nasıl bir rol oynuyor. Malum ailelerin her evlat için planladığı hayalleri vardır ?

✨Ailem bu konuda sonsuz destek veriyor aslında ,anneannem bile çıkan 3 kitabımı okudu 😂Uzaktan akrabalarım bile sonsuz destekçi, tabi ki herkes iyi bir bölüm okuyup aynı zamanda eğitim olarak da başarılı bir noktaya ulaşmamı istiyor ama ben işin daha çok ''zevk aldığım şeyi yaparak başarılı olayım'' tarafındayım.


➤Bir yazara sorulabilecek en harika soru bence senin favori yazarlarındır. Bana 1 tane Türk 1 tane de Yabancı yazar önerebilir misin ?

✨Yabancı olarak Sophie Kinsella derim tabi ki 😊 Türk olarak da Hakan Günday diyorum.

➤Kitap kokusuyla buluşan ilk kitapların Sınır ve Sınırsız nasıl doğdu, biraz anlatır mısın?

✨Şöyle anlatayım, ben Sınır'a başlayana kadar Facebook üzerinden 8-9 tane hikaye yazdım ve ne yalan söyleyeyim hepsini yazarken içten içe çok kitap olmalarını istedim. Çok uğraştım da olmaları için ama olmadı. Sonra kendimde şöyle bir şey hissettim, ''Ya ben kitap olması isteğim yüzünden zevk alamamaya başladım yazmaktan!'' Bu düşünceyi fark ettiğim an şöyle bir karar aldım. Bir hikaye yazayım ama kitap olmasıyla ilgili hiçbir amacım isteğim olmasın sadece zevk almak için yazacağım basit bir hikaye olsun, diye düşündüm ve Facebok hikayelerime devam ederken Wattpad'te hesap açıp Sınır'ı yazmaya başladım. Bir 10 bölüm yazdım ama zevk aldım hevesimi de aldım ama Wattpad'te hiç okurum yoktu böyle 4-5 yorum geliyordu, 15 20 beğeni geliyordu. Ben de biraz ara vermek istedim ve sezon finali yaptım. 2-3 ay sonra Wattpad'e bir girdim kendi kendine binlerce beğeniye ulaşmış, yüzlerce yorum gelmiş bir sürü mesaj! O an çok mutlu oldum. Yazmaya devam ettim, çok hevesli heyecanlı yazdım ve bu kitaba da yansıdı çünkü cidden çok sevildi. Sınırsız da devamını isteyenlerin ısrarı üzerine oldu, aslında çok içime sinmedi Sınırsız ama edebi açıdan memnunum, ve istekler olduğu için o da kitap oldu.

➤Sormadan edemeyeceğim ilk kitaplarının konularında neden kanser ve sakatlık teması işledin, özel bir sebebi var mıydı?

 Çünkü bu zamana kadar okuduğum ve yazdığım hikayelerin tamamında karakterler çok sorunsuzdu, dertleri yoktu, sorunları yoktu. Mesela sakatlık insanlara göre çok büyük bir eksiklik ve ben bunun öyle olmadığını, öyle olsa bile kitaplarda işlenen o aşkları yaşayabileceklerini göstermek istedim. Kanser de aynı şekilde, çok kişi biliyorum saçları döküldüğü için hayalleri yıkılan. Ben de bunların aslında dünyanın sonu olmadığını göstermek istedim.


➤Karantina kitabına gelmek istiyorum hemen çünkü öyle bir önsöz vardı ki beni gerçekten çok etkiledi. Yaşama karşı ''işte bunu yaşadım ve bir anda büyüdüm '' dediğin bir anın var mı?

Aslında bunu hiçbir şekilde kendimi övme anlamında söylemiyorum ama ben cidden hiç küçük olmadım. Küçük yaşlarda çok sakin bir çocuktum. Ki zaten 9 yaşımda yazmaya başladım, okulda oynayabileceğimiz tiyatro senaryoları yazıyordum o zamanlar, her güne bir senaryo yazardım sınıfta oynardık. Sonra üzücü bir olay yaşadım, bir ölüm yaşadım diyebilirim sanırım ondan sonra değişmeye başladım. Hani belki gerçek büyüme anım o oldu, çünkü çok içime kapandım ve o günlerde kitap yazma olayına girdim. Okulda bile bir köşede oturup deftere yazardım, 300-400 sayfası dolu 4-5 defter biriktirdim bu şekilde. Ve o dönemden sonra o içine kapanıklığı aşamadım da, yazmayı da bırakamadım. Hala yazıyorum.

➤Karantina kitabının konusu çok farklıydı. Günümüz kitaplarına baktığımızda özellikle seni ayıran noktalardan en önemlisi diyebiliriz. Kurgularında nelerden etkilendiğini merak ediyorum ?

Çok farklı kurgular yazdım bu zamana kadar, sanırım izlediğim filmlerden dizilerden ve okuduğum kitaplardan hatta dinlediğim şarkılardan çok etkileniyorum. Bir ara Sophie Kinsella çok okurdum o zamanlar romantik komedi yazardım, sonra çok dramatik bir gif gördüm internette kanserle ilgili ve mesela Sınırsız'a başlamam böyle oldu. Daha sonra Karantina'yı yazmadan önce bir şarkı dinliyordum, şarkıda ''Yolun sonunda bir olmasaydık anlamsızlaşırdı bütün bu macera.'' diye bir cümle duydum, ve bu beni ayakta kalmaya çalışan bir arkadaşlık yazmaya itti.


➤Karantina kitabında espirili yaklaşımını kitapta hissettiğimde çok iyi gelmişti. Çünkü benim için birazcık da olsa hissedilen gerilim ve heyacanın espirilerle harmanlandığı romanlar katagorimdeJ Özellikle Adnan-Bihter – Behlül üçgenini kullandığın detaylar çok güzeldi.
Hiç tarzını harmanlarken acaba bunu yapmasam mı ? diye düşündüğün anlar oldu mu?

Aslında çok fazla olmadı, ben her türde yazmak istiyorum, bir kitaba her türü katmak istiyorum. Tek harmanlamak istediğim konu kitabın tamamen aşk üzerine olmaması oluyor her zaman. Mutlaka başka şeyleri ön plana çıkarmaya çalışıyorum.


➤Sen aşık olsaydın Onur mu? Mert mi? Burak mı ?

Çok güzel bir soru! Onur’a aşık olurdum^^

➤Zeynep pasif görünümlü ancak çok baskın bir karakter. Mert ya da Burakla olsaydı sence sonları ne olurdu JBenim fikrim : Burak sanırım Zeynep’i öldürürdü. 

Mert’le olsaydı çok fazla sıkıcı bir ilişkileri olurdu, uzun sürerdi ama monoton sıkıcı bir ilişkileri olurdu çünkü ikisi de çok stabil karakterler, sakinler, uysallar. Burak’la olsaydı kesinlikle katılıyorum Burak Zeynep’i öldürürdü! Çok seviyorlar birbirlerini ama çok zıtlar birbirlerine. İki türlü de mutsuz son olurdu.



➤Herşey için çok teşekkür ederim aslında sana yönlendirmek istediğim bir sürü soru var . Özellikle belirtmeliyim yıllardır pek çok yazar tanıdım ancak yaşın ve konuşma şekli olarak benim aklımda güzel kalacak özel kişilerden oldun . Kitaplamola ekibi olarak çok teşekkür ederiz bizi kırmayıp etkinliğimize katıldığın için.

Asıl ben teşekkür ederim^^ Çok röportaj yaptım blog turlarıyla ama ilk defa kitabım hakkında bu kadar bilgili bloggerların turuna katılıyorum, sorulardan bile belli Karantina dünyasına girdiğiniz. Bir sonraki kitabımda da görüşürüz umarım😃


🌗🌖🌕🌔🌓

Söyleşimizin sonuna geldik .
Yorum için takipte kalmayı detaylı bilgiler ve diger ekip kızlarımın çalışmaları içinde Kitapla_Mola Tık.Tık. 


Kitapla Molayı Karantiya aldık! 



23 Kasım 2015 Pazartesi

SÜPRİZ SÜPRİZ ! İŞTE SÜPRİZ DİYE BUNA DENİLİR :)

Evet Kitap Soluğu'nun siz sevgili kitap kurtları *.*
Merhabalar.
Uzun aralar vermeye çalışıyor piyasanın kitapları katletme sebebiyle gün geçtikçe soğuyorum.
Ama sizler hala Facebook sayfamızdan fikirler soruyor ve sevgili hala kaliteli kalan yayınevleri biz eski blogger ve kitap sayfalarını geri döndürmeye çalışıyor.
Umarım tez zamanda kitapları ticaretleştirmeyi bırakır artık şu yayınevleri!


Gelelim sürpriz nedir?
Uzun zamandır yollanan kargoları iptal eden ben İndigo'nun sürpriz kargosunu görünce tabiki kısa süreli bir şok yaşadım. Kendileriyle bizzat tanışamadık ancak yaklaşık 2 kitaplarını bayıla bayıla okuyup (yorum girmedim ama mutlaka yorumlarım en yakın zamanda gelecek) bitirdim.
O gün bugündür her çıkan kitaplarına ağzım sulana sulana bakıyorum.
Ve o baktığım kitaplardan biri aşağıda gördüğünüz BENİM UZAK GÜNEŞİM kitabı...
 

Kitabı facebook sayfalarında yapmış oldukları müthiş resim ve alıntılarla merak ediyordum. Ancak dün akşam biraz incelediğimde yayınevine binlerce teşekkürü hemen yollamadan edemedim.
Tam Cast 'lık ve Tam alıntılık müthiş bir kitap.
Özlediğimiz kalitede özlediğimiz kusursuz editör çalışmasıyla birlikte ellerimde duruyor.


 


Benim Uzak Güneşim Arka Kapağı

Gelecek korkaklara değil, cesurlara aittir.
 
Baton Rogue güneydeki her kasaba gibi zamana direnen sıcak bir kasaba, herkesin özlemini duyduğu komşuların olduğu, birlikte yemek yenilip sohbetler edilen güzel bir topluluk. Burada her zaman huzurlu uyandık güne, güneşe… Çocukluğumuz burada geçti, burada güldük, burada aşık olduk. Şimdiyse zaman her insanı cezalandırdığı gibi eski günleri özletiyor bize, 1989 yazından öncesini…

Güzellikler zor geldiği kadar kolay ayrılıyor bizden, o yüzden sıkı sıkı sarılmalıyız hayata ve sevdiklerimize tutunmalıyız. En önemlisi ise affetmeyi öğrenmeliyiz ve umutla bakmalıyız hayata…



"Son sayfası da ilk sayfaları kadar etkili!"
-Kathryn Stockett-

"Anlatacak kelime bulamıyorum, okuyun."
-Anne Rice-

"Bu da tekrar tekrar okunacak kitaplar listesine girdi bile."

-Tom Franklin-


Peki gelelim IşılCA - Bekir kitabına ...

Işıl Parlakyıldız'ı uzun seneler önce tanımıştım. İlk Köle hikayesini okumuştum. Hakikaten azmin sonu diyorum çünkü tırnaklarıyla kazıyarak ciddi basamakları tırmandı.
Duygu , Alim kitaplarını okuma fırsatım olmadı . Onlarında İndigo imzalarıyla okumayı tercih ederim.
Bu sebepten Bekir içim maalesef sizi azıcık bekleteceğim :)

Ama yinede kitabı tanıyalım


Bekir Arka Kapağı


Yaşam, Umut Üzerine Kurulan Camdan Bir Dünya…

Aşk; Bekir'in kaderine yazılmış bir vuslattı ve savaşmadan bu aşka ulaşamayacaktı. Yıllar boyu sadakatle savaşacak, ruhunun karanlığını aşkıyla aydınlatacaktı... Her şeye rağmen sabırdı aşkı...

Ne geçmişi... ne geleceği... ne umutları yön verecekti hayatına. Dua olacak bir cümle girecekti ailem diyeceği insanlarla birlikte karanlık çökmüş öksüz ruhuna...

İyiyim... İyiyiz... Biz hep iyi oluruz.

Yıllarca içini kemiren kimsesizliğe, ailem diyeceği, uğruna canını vereceği insanlarda bulduğu sevgi cevap verecekti.

Kan olmak değildi mesele...
Mesele can olmaktı...
(Tanıtım Bülteninden)

25 Ağustos 2015 Salı

KGBT 14.Tur || Merve Deniz - Yalnızlık Cesaret İster | Yorum



Selam millet !
Turumuzun son günü ve benim biricik Franbuazlı pasta tadındaki kitabımın yorumuna geldi sıra :)
Böyle bittiğinde hala bir çatal daha alsam mı diye düşündüren damakta ekşi ve tatlı arası bir tatla mayıştıran cinsten bir kitaptı Yalnızlık Cesaret İster.

Her bir karakterini Natalie ( kötü karakterimiz ) 'yi bile sevdiğim dili hafif bir kaç saatte bitecek bir romandı.

Başta beni konu ile kendine bağladı.Bu konuda az sayıda kitap okuduğum için her bir sayfasında acaba ne olacak düşüncemi hiç kaybetmedim.




Issız bir adaya ; aşık olduğunuz patronunuzla düştügünüzü bir hayal edin.
Edin edin ...
İşte bu kitabın tek cümlede anlatılması budur :)

Rüya , çalıştığı iş yerinin biricik yakışıklı ve başarılı genç patronu Arel Bozan'a delicesine aşıktır.
Arel Bozan ise dengesizlikleriyle nam salabilecek hem kötü adam hemde romantik bir odundur :)
Ayyy.. tepkilerini duyar gibiyim:)
Rüya ile gittikleri iş seyahatinde herşey hazırdır bu seyehat ya tüm ilişkinin başlangıcı yada tüm herseyin bitmesi ile sonuçlanacaktır.

Ancak Natalie ile karşılaşana kadar !
Natalie bir kadının şeytan benzetmesinin en çok hakkını veren karakteridir.
Arel'in eski aşkı şimdi ki düşmanı...

Bu çiftimize öyle bir oyun oynar ki kendilerini ıssız bir adada kimsesiz ve caresiz bir şekilde bulurlar.
Rüya yaşadıkları tranvayı atlatamayıp bitmek bilmez kavgalar çıkarırken Arel ise gün geçtikçe daha içine kapanık gözleriyle konuşan bir adam haline gelir.

Bu notu düşmezsem rahatlayamam : Her kitapta küçük ama gerçek hissini veren detaylar vardır. Bu romanı bende roman yapan bir bayanın her ay gördüğü regl dönemini dahi konu alıp bunu insana ıyy..duygusunu vermeden üstünden espiri ve acıma ile birleştiren bir şekilde yazar kaleme almış ve işte bana bu ''evet ! tam olarak istediğim sendin '' dedirtti. 



Aşkı öyle vıcık vıcıklaştırmadan abartmadan yavaş yavaş vermesi ile bende bir ayrı begeni kazandırdı. 

Kitapta belki eksiler oldu ama onu örtmek veya telafi etmek çok kolaydı benim için. 


Aranılan kafa dinleme kitabı bulundu.!

Birde anlatmadan duramayacağım süpergirl İnci'mizi de tabi ki anlatmadan geçemeyeceğim.

İnci gazeteci başarılı bir bayandır . Arel Bozan hakkında çıkan aniden şirketi bırakıp sevgilisiyle yurtdışına kaçtığı haberlerine inanmaz ve tüm meraklılığıyla bu durumu aydınlatmak için çabalar. 


Arel'in projelerini devralmış olan Natalie ile karşılaştığında ise kadının tehtitkar konuşmaları bizim İnci'mizi daha da meraklandırır ve bu işe daha da sarılır.

Muhteşem bir tur kitabı ve İndigo kalitesi ile tanışmamdır.

Sıradaki İndigo kitaplarını korkusuzca okuyacağım :)

Ben begendim sizlerinde begeneceğinizden eminim :)

Keyifli okumalar dilerim.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

KGBT 14.Tur || Merve Deniz - Yalnızlık Cesaret İster | CAST

Merhaba Millet !
Gurmeler yine iş başında !
Bir turdan daha hepinize selamlar :)
Çıktığı günden beri konusu ve kapağıyla ilgimi çeken kitabın turunu yapmak hele hele birde castını çalışmak nasip olacak deseler inanmazdım .
Ama gördüğünüz gibi Tur bizim Cast benim <3

Gelelim karakterlerimize ; 


“Arel’in hayatında daha fazla ne olabilir ki?”
Genç adam içerlemişti bu soruya. “Neden? Çok mu sıkıcı bir insanım?”
“Çok içine kapanık bir insansın.”
“Ya da öyle görünüyorum.”
“Hayır, öylesin. İşyerindekilerin aksine, daha fazla başarılı olmak için değil, kendinden kaçabilmek için çok çalıştığını düşünüyorum.”
“Kendimden kaçabilmek için mi?” dedi genç adam Rüya’nın cümlesini tekrar ederek.
“Evet.”
“Bunu neye dayanarak söylüyorsun?”
“Çevrende süregelen hayatı küçümser gözlerle tepeden izliyor gibiydin. Ama bazen korkuyordum bu tavrından.”
“Neden?”
“Kimse yaklaşamasın diye kendi üzerine ördüğün o yüksek duvarlar eninde sonunda ruhunun her bir yanına çökecek diye. Herkes senin çok rahat ve umarsız göründüğünü söylüyordu, hatta duygularını aldırdığını söylemişti bir gün biri. Ama onlar benim gördüğümü göremiyorlardı.”

“Onların göremeyip senin gördüğün neydi?”
“Gözlerinin ardına gizlediğin kırgın adam.”



“Döneceğimi söylemiştim” diye fısıldadı Arel.
“Bende sana gelmemeni söylemiştim”
“Ben çok üzgünüm. Gerçekten özür dilerim Rüya. Ama inan”
“Hiçbir şey söyleme” diye bağırdı Rüya. “Duymak istemiyorum. 
Hayatımdan defolup git”

Arel başını öne eğip gözlerini yakan hüznünü saklamak istedi.
“Beni dinlemelisin”
“Neyini dinleyeceğim ha? Beni tek başına bırakıp çekip gitmeni mi? Korkaklığını mı? Kalpsizliğini mi?” genç kız artık gözyaşlarına hâkim olamamıştı. “Hiçbirini bilmek istemiyorum. Senin gibi bir yalancıyı sevmektense acı çeke çeke ölürüm daha iyi”

“İyi misin Arel?” diye sormuştu Natali. Arel cevap verememişti bu soruya. Natali onu bir süre süzdükten sonra genç adamın kasılmış bedenini gevşetecek kadar sıcak bir tebessüm yerleştirmişti yüzüne.
“Çok ıslanmışsın. Neden arabaya gelmiyorsun? Ben olsam yıldırımlar düşerken orada dikilmezdim.”
Onu tanıyan hiç kimsenin bilmediği bir yanından tutmuştu Natali. Arel o andan sonra her geçen gün yakınlaşmıştı genç kıza. Ders notları iyileşirken mesleğini sevmeye başlamıştı. Çok geçmeden aynı evi paylaşmaya, gelecek planları yapmaya başlamışlardı. Arel ömür boyu Natali ile olmak istediği konusunda çok kararlıydı. Onu seviyordu. İki yıl sonra yirmi üç yaşına bastığında onunla evlenecekti. Her gece üzerinde çalıştıkları savunma projesini iyi bir rakama satarlarsa dünyayı gezeceklerdi. 




''Ümit!'' dedi İnci sesine keskin bir ton vererek, ''Sadede gel.''
''Şu sinirli halini hiç sevmiyorum''derken kıkırdadı Ümit. Bir kaç saniye sessizliği dinledikten sonra, İnci'nin hiç havasında olmadığını anlamıştı. ''Neyse. Arel Bozan gittikten sonra yerine jet hızıyla biri transfer yapılmış. Duyduguma göre Arel ile aynı okuldan mezun bir kadın gelmiş. Adı neydi? Dur bir telefonuma bakayım , not etmiştim.''

''Tamam.'' dedi İnci sabırsızca.
''Natali , Natali Benediktova''
''Natali ne ?''
''Aynen okunduğu gibi yazılıyor. BE-NE-DİK-TO-VA''

Genç kadın düşünceli gözlerle ismi not ettiği kagıda baktı.''Benediktova...Bu soyadı bana hiç yabancı gelmedi.''

Ve castımız biter .
Umarım begenmişsinizdir :)
Turumuzun son günü yorumda görüşmek dilegiyle ...